::::::TEKKE KÖYÜ::::::

VEDA HUTBESI

Veda Hutbesi
Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!

      HABER 7

 

DUYURU KÖŞEMİZ

BU SENE 10.SU  DÜZENLENEN SARI HACI ABDULLAH HALİFE'Yİ ANMA TÖRENİNE UZAKTAN YAKINDAN KATILAN, KATILAMAYIP GÖNÜL VEREN TÜM MÜMİNLERDEN ALLAH(celle celalühu) RAZI OLSUN BİR SONRAKİ ANMA PROĞRAMINDA TEKRARDAN BULUŞMAYI ALLAH(celle celalühu) NASİP ETSİN. SELAM VE DUALARIMIZLA SAĞLICAKLA KALIN.

http://img2.blogcu.com/images/t/e/k/tekkekoyu28/pic_1277.jpg

TEKKE KÖYÜ GİRESUN İLİ YAĞLIDERE İLÇESİNE BAĞLI BİR KÖYDÜR. 70 HANELİ 390 NÜFUSLU BİR KÖY OLUP YAĞLIDERE İLÇE MERKEZİNE 21 KM UZAKLIKTA, YAĞLIDERE ÇAYI'NIN BATI YAKASINA KURULMUŞ GÜZEL ORMANLARI VE ŞIRIL ŞIRIL AKAN AKAR SULARI İLE ŞİRİN BİR KÖYDÜR.

KURULUŞU 1500'LÜ YILLARA DAYANAN KÖYE TEKKE ADINI YAVUZ SULTAN SELİM'İN TRABZON VALİLİĞİ SIRASINDA ANNESİ GÜLBAHAR HATUN TARAFINDAN TESİS EDİLEN VE İDARESİ ''HACI ABDULLAH'' HALİFE'YE AİT OLAN ZAVİYEDEN ALMAKTADIR.

1970'Lİ YILLARDA KÖY HALKI GEÇİMİNİ TAMAMEN HAYVANCILIK VE FINDIK ÜRETİMİNDEN ELDE EDİYORDU. O ZAMANLAR HEMEN HEMEN HER HANENİN 50 İLE 100 ER BAŞ KÜÇÜK , 5 İLE 10 AR BAŞ BÜYÜK BAŞ HAYVANLARI BULUNMAKTAYDI. GÖÇ ORANI ÇOK AZDI. ANCAK 20 HANE KADAR GÖÇ EDEN OLMUŞTU NÜFUS ORANI 500'ÜN ÜZERİNDEYDİ. ZAMANLA BU NÜFUSUN GENÇ KISMININ GÖÇ OLAYI BAŞLAMASIYLA HAYVANCILIK YAVAŞ YAVAŞ AZALMAYA, FINDIK BAHÇESİ BİRAZ DAHA YAYGINLAŞMAYA BAŞLADI. BU GÜN KÖYDE KALAN HANE SAYISI 70 İKEN GÖÇ EDEN HANE SAYISI 100 DÜR.

KÖYLÜ PAZAR İHTİYAÇLARINI KÖYE 6 KM UZAKLIKTAKİ ÜÇ TEPE BELDE BELEDİYE PAZARINDAN KARŞILIYOR. 20 KİŞİ KADAR AMERİKADA ÇALIŞANI VAR. KÖYÜMÜZÜN HALEN EĞİTİM VEREN BİR İLK ÖĞRETİM OKULU 'HACI ABDULLAH' HALİFE ZAMANINDA İNŞAA EDİLMİŞ CAMİSİ FAALİYET GÖSTEREN BİR DEĞİRMEN BULUNMAKTADIR...

HACI ABDULLAH HALİFE KİMDİR...

KARADENİZ BÖLGESİNİN TÜRK-İSLAM TOPRAĞI OLMASINDA ÇEPNİ TÜRKLERİ VE BİR ALPEREN OLAN HACI ABDULLAH HALİFE GİBİ MANEVİ ÖNDERLERİN ROLÜ BÜYÜKTÜR.

HACI ABDULLAH HALİFE; TEKKE KÜLLİYESİ;GİRESUN İLİNİN YAĞLIDERE İLÇESİNE BAĞLI TEKKE TUĞLACIK KÖYLERİNDE BULUNMAKTADIR. YAVUZ SULTAN SELİM'İN TRABZON VALİLİĞİ SIRASINDA ( 1489- 1512 ) YILLARINDA ANNESİ GÜLBAHAR HATUN ADINA KURDUĞU TEKKESİNİN YÖNETİMİNİN HACI ABDULLAH HALİFE'YE VAKFİYE'DEN VE TAPU TAHRİR DEFTERİ KAYITLARINDAN ANLAŞILMAKTADIR.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN TUĞRA VE İMZASINI TAŞIYAN FERMANLA HACI ABDULLAH HALİFE VAKFINA AİT YAĞLIDERE'NİN AHİ ÇUKURU (TEKKE) VE HARAVA (TUĞLACIK) KÖYLERİNDE; TEKKE CAMİ , DEĞİRMEN, MİSAFİRHANE VE FIRINDAN MÜTEŞEKKİL KÜLLİYESİ OLDUĞU KAYITLARDA BELİRTİLMİŞTİR.


VAKIF FERMANI'NDA ŞAHİT OLARAK KANUNİ DÖNEMİNİN SADRAZAMLARINDAN HADİM SÜLEYMEN PAŞA, RÜSTEM PAŞA, MEHMET PAŞA, HÜSREV PAŞA, RUMELİ BEYLERBEYİ AHMED PAŞA, ŞEYHÜL İSLAM EBUSSUUD EFENDİ VE İSTANBUL KADISI HASAN BİN MEHMED'İN İMZALARI BULUNMAKTADIR.

500 YILDIR ZİYARET EDİLEN TEKKE'NİN 929 (1522-3) YILINDA YENİDEN TAPU KAYDI YAPILMIŞTIR. VAKFİYE'NİN 950 (1544) YILINDA YAZILDIĞI KAYITLARDAN ANLAŞILMAKTADIR.

HACI ABDULLAH HALİFE'NİN TÜRBESİ TUĞLACIK (HARAVA) KÖYÜNDE 1535-1540 YILLARINDA İNŞAA EDİLMİŞ OLUP, FIRIN (YIKILMIŞ) DERGAH, VE CAMİ'DEN OLUŞAN KÜLLİYE TEKKE KÖYÜNDE BULUNMAKTADIR. TEKKE KÖYÜ İLE TUĞLACIK KÖYÜ ARASINDA ŞİMŞİRLİK MEVKİİNDE BULUNAN DEĞİRMEN VE SUYUN GELDİĞİ YER GÖRÜLMEYE DEĞER GÜZELLİKTEDİR. TEKKE'YE AİT VAKFİYE YAĞLIDERE İLÇESİNE BAĞLI ÇAĞLAYAN KÖYÜ EŞRAFLARINDAN DELİŞİFOĞLU MEHMED AĞA TARAFINDAN KORUNMAKTADIR.

TEKKE VE TUĞLACIK KÖYLERİNDE HER YIL MAYIS AYINDA KÖY MUHTARLIKLARI VE MERKEZİ GEBZE YAVUZ SELİM MAHALLESİNDE BULUNAN TEKKE KÖYÜ KALKINDIRMA DAYANIŞMA VE GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ TARAFINDAN HACI ABDULLAH HALİFE'Yİ ANMA GÜNÜ ORGANİZE EDİLMEKTEDİR.


                      "DERNEĞİMİZ"

GEBZE, YAĞLIDERE İLÇESİ TEKKE KÖYÜ KALKINDIRMA, DAYANIŞMA, TANITMA VE GÜZELLEŞİRME DERNEĞİ...

DERNEĞİMİZ 1996 TARİHİNDE 55 ÜYE İLE KURULMUŞTUR. KURULUŞ AMACI TEKKE KÖYÜNÜN GURBETE GİDEN İNSANLARININ BİRBİRLERİYLE KAYNAŞMASINI SAĞLAMAK BİRBİRLERİNİN SORUNLARINI YAKINDAN TAKİP ETMEK. YARDIMA İHTİYACI OLANLARA YARDIM YAPMAK. AYRICA KÖYÜMÜZÜN TARİHİ BİR KÖY OLMASI NEDENİYLE GURBETTEKİ İMKANLARIMIZLA KÖYÜMÜZDEKİ YAPILAN HİZMETLERE KATKIDA BULUNMAK TARİHİ ESERLERİMİZ OLAN HACI ABDULLAH HALİFE'NİN CAMİSİNİ, TÜRBESİNİ, DERGAHINI, MİSAFİRHANESİNİ VE HALEN HİZMET VEREN DEĞİRMENİNİ VE ŞİFALI SULARINI KORUMAK, ONARMAK, YAŞATMAK VE GÜZELLEŞİRMEK AMACIYLA KURULMUŞTUR.

DERNEĞİMİZİN EN ÖNEMLİ FAALİYETLERİNDEN BİRİ OLAN 1999 YILINDA BAŞLAYAN HACI ABDULLAH HALİFE'Yİ ANMA GÜNÜ TÖRENİNİN MAYIS AYININ İLK HAFTASI OLARAK YAPILMASINI YÖNETİM KURULU KARAR ALMIŞ OLUP BU ORGANİZASYONU ÜSTLENMİŞ BULUNMAKTADIR.

YİNE FAALİYETLERİMİZ İÇİNDE DERNEK ÜYELERİMİZİN BİRBİRLERİNE DAHA İYİ KAYNAŞMALARI İÇİN RAMAZAN AYINDA KOCAELİ/GEBZE VE İSTANBUL KÜÇÜKKÖY'DE İFTAR YEMEKLERİ VERİLMEKTEDİR.

2001 YILI İTİBARİ İLE DERNEĞİMİZİN ÜYE SAYISI 90 KİŞİYİ GEÇMİŞTİR. İLERİYE YÖNELİK OLARAK KAYNAKLARIMIZ VE İMKANLARIMIZIN DAHA İYİ OLMASI DURUMUNDA DAHA GENİŞ ÇAPLI HİZMETLER AMAÇLIYORUZ. KÖYÜMÜZDE BULUNAN OSMANLI DÖNEMİNDEN KALMA TARİHİ ESERLERİN BOZULAN YERLERİNİ ESKİ ÖZELLİKLERİNİ KAYBETMEDEN RESTORE YAPMAYI TARİHİMİZİN UNUTULMAMASINI AMAÇLIYORUZ..

DERNEK ADRESİ; YAVUZ SELİM MAH. 0406 SOKAK NO/ 18 KOCAELİ/GEBZE
TEL: 0262 743 83 27
E-MAİL: tekke_koyu@mynet.com




--

 
 website counter


--
 

HACI ABDULLAH HALİFE KÜLLİYESİ...

BU YAZIMIZDA TANITMAYA ÇALIŞACAĞIMIZ GÜLBAHAR HATUN HACI ABDULLAH HALİFE'NİN VAZİYESİNE BAĞLI YAPILAR GİRESUN İLİMİZİN YAĞLIDERE İLÇESİNE BAĞLI TEKKE KÖYÜ VE TUĞLACIK KÖYLERİNDE BULUNMAKTADIR.

ÇOGU KERE BİR TARİKATIN YAPILARININ BİR TEKKE VEYA ZAVİYE OLARAK TANIMLANMAKTADIR. OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİNDE ANADOLU'NIN TÜRKLEŞMESİNDE VE İSLAMLAŞMASINDA İALAMİ TARİKATLARIN KOLONİZATÖR TÜRK DERVİŞLERİNİN BÜYÜK BİR PAYI OLMUŞTUR. BU DERVİŞLER TEKKE VE ZAVİYELERİNİ KUDUKLARI YERLEŞMELERDE TARIM VE BAYINDIRLIK ÇALIŞMALARINA ÖNDERLİK ETMEKTE EĞİTİM VE SPOR ÇALIŞMALARINI YÖNETMEKTEYDİLER. TEKKE KÖYÜNDEKİ ZAVİYENİNDE AYNI AMAÇLARLA YAVUZ SULTAN SELİM'İN TRABZON VALİLİĞİ SIRASINDA (1489-1512) ANNESİ GÜLBAHAR HATUN TARAFINDAN TESİS EDİLDİĞİNİ VE YÖNETİMİNİN HACI ABDULLAH HALİFE'YE BIRAKILDIĞI KÖYDEKİ ARAPÇA VAKFİYESİNDE VE TAPU TAHRİR DEFTERLERİ KAYITLARINDAN ANLIYORUZ.


1-) CAMİ

BU ĞÜNE KADAR EPEYCE DEĞİŞİKLİKLERE UĞRAMIŞTIR. 19.90X9.00 M. BOYUTLARINDA OLUP KALIN TAŞ DUVARLIDIR. BİR GİRİŞ (SON CEMAAT YARİ) VE KARE BİR HARİM KISMINDAN MEYDANA GELMEKTEDİR. ÖRTÜSÜ DÖRT OMUZDUR. SON CEMAAT YERİNE AÇILAN KAPI BATI CEPHESİNDEDİR. SON CEMAAT YERİNİN KUZEY DUVARI YARIYA KADAR YIKILARAK ÜZERİ PİRKET OLARAK YAPILMIŞ VE BÜYÜKÇE İKİ KAPI BIRAKILMIŞTIR. SON CEMAAT MAHALLİNDE HARİME AÇILAN KAPI VE PENCERELER ORJİNALDİR. KAPI SİVRİ KEMERLİ OLUP PENCERELERİN LENTOLARININ ÜZERİNDE SIĞIR KEMERLERE YER VERİLMİŞTİR. HARİM KISMINI YARIYA KADAR KAPLAYAN AHŞAP MAHFEL KISMINA KAPININ SOLUNDAKİ BİR MERDİVENLE ÇIKILMAKTADIR. BU MERDİVENDEN GEÇİLEN AHŞAP EZAN YERİ YIKILMIŞTIR. HARİM KISMI DÖRT BÜYÜK PENCEREYE İLAVETEN KIBLE YÖNÜNDE YÜKSEKTE YER ALAN İKİ MAZGAL PENCERESİ İLE AYDINLATILMIŞTIR. BU PENCERELER SON ONARIMLARLA DEĞİŞTİRİLMİŞLERDİR. MİHRAP BASİT BİR NİŞ HALİNDEDİR. MİNBER CEVİZDEN YAPILMIŞTIR. MİHRAP TARAFINDAKİ YÜZÜ ÜZERİNDE S VE C KIVRIMLARINA YER VERİLMİŞTİR. DİĞER YÜZÜ ÜZERİNDE HİÇ BİR ŞEY YOKTUR. BU HALİYLE MİNBER 19. YÜZYIL ÖZELLİKLERİNİ TAŞIMAKTADIR.

CAMİ İÇ DUVARI VAZODA ÇİÇEKLER, AĞAÇLAR SERVİSLER, KANDİLLER, CAMİ TASVİRLERİ İLE SÜSLENMİŞTİR. BAZEN BU SÜSLEMELER KEMERLERLE BİRBİRİNE BAĞLANMIŞ SÜTURLAR ARASINA YERLEŞTİRİLMİŞTİR. BU RESİMLER MAHALLİ BİR NAKIŞIN ELİNDEN ÇIKMIŞ OLMALIDIR. CAMİ'NİN KİTABESİ YOKTUR. ZAVİYEYE BAĞLI OLARAK 15. YÜZYILIN SONLARINDA İNŞAA EDİLDİĞİNİ SÖYLEYEBİLİRİZ...

2-) FIRIN

BUGÜN MEVCUT DEĞİLDİR. YAŞLI KÖYLÜLER YERİNİ HATIRLAMAKTADIR. ŞİMDİKİ ÇEŞMENİN HEMEN YANINDA BULUNUYORDU. BURAYA 2FIRINHANE'DENİLMEKTEDİR.
29 NİSAN 1913 TARİHLİ BERATLARDA BU FIRININ KUSURSUZ ÇALIŞTIRILMASI GEREKTİĞİ GELENLERE VE GİDENLERE HİZMETİN AKSATILMAMASINA DİKKAT ÇEKİLMEKTEDİR...

3-) ZAVİYE OCAK

HACI ABDULLAH HALİFE'NİN DERGAHIDIR.KIRSAL BÖLGELERDE KURULAN TARİKAT ZAVİYELERİ GİBİ ANCAK ŞEHY VE YAKINLARININ HİZMETİNİ GÖRECEK BÜYÜKLÜKTEDİR.
5.55X5.00 M. BOYUTLARINDAKİ ZAVİYE EĞİTİMLİ BİR ARAZİDE KURULDUĞU İÇİN KALIN DUVARLI BİR ALY YAPIYA SAHİPTİR. ZAVİYENİN KAPISI DOĞU CEPHESİNDEDİR. KAPIDAN YUKARISI VE KUZEY DUVARLARI TAŞDIR. DİĞER KISIMLAR TAŞ DUVAR ÜZERİNE AHŞAPTIR. DÖRT OMUZLU BİR ÇATI ÜZERİNE SAHİP ÖRTÜ ÇİNKO İLE KAPLANMIŞTIR.
ZAVİYENİN İÇERSİNE KAPIDAN ÜÇ BASAMAKLI AHŞAP BİR MERDİVENLE İNİLİR. ZEMİN BÜTÜNÜYLE TOPRAKTIR. ANA MEKANIN GÜNEY KESİMİNDE DÜZENSİZ TAŞLARDAN YAPILMIŞ OCAK BULUNMAKTADIR. ZAVİYE PÖSTEKİLER, ASALAR, SIRLI SERAMİKLER, KANDİLLER V.B TARİKAT EŞYALARI BULUNMAKTADIR. YAPI SON YILLARDA ONARIM VE YENİLEMELERE TABİİ TUTULMUŞTUR. AHŞAP ÜST YAPI ESKİ VE BÖLGENİN GELENEKSEL 'GEÇME' TARZINDA OLUP TARİHİ DOKUSUNU KORUMAKTADIR.

4-) MİSAFİRHANE

HACI ABDULLAH HALİFE ZAVİYESİNİN MİSAFİRHANESİ İKİ KATLIDIR. ZEMİN KATI AHIR, 1. KATI KONUK EVİDİR. BÜTÜNÜYLE BOYUTLARI DIŞTAN 11.10X11.10 METREDİR. ZEMİN KATIN DUVARLARI TAMAMEN 1.KATIN DUVARLARI İSE KISMEN TAŞTIR. 1. KATTA BATI VE HAYAT CEPHELERİ DOLMA, İÇ BÖLGELER BAĞDADİDİR. TAŞ DUVARLAR AHŞAP HATILLIDIR. AHIR KISMI İKİ BÖLÜMLÜDÜR. ARKADAKİ BÖLME DUVARI YIKILMAK ÜZEREDİR.
1. KATI MEYDANA GETİREN KONUK EVİ BİR KAÇ YIL ÖNCESİNE KADAR OKUL OLARAK KULLANILMAKTAYDI. KUZEYİNDE YANLARI AÇIK, OTURMAK İÇİN BİR 'HAYAT' VARDIR. GİRİŞ KAPISI İNCE UZUN BİR KORİDORA AÇILIR. BU KORİDORUN ÇEVRESİNDE 3 ODA VE 1 HELA YER ALIR.
HER ODANIN BİR OCAĞI BULUNMAKTADIR. GÜNEY DOĞU TARAFINDAKİ ODANIN OCAĞI YIKILARAK PENCERE HALİNE GETİRİLMİŞTİR. OCAKLARIN İKİ YANINDA TAŞ DOLAPÇIKLAR BULUNMAKTADIR. ZAMANINDA OCAKLARIN İKİ YANINDA OTURULAN VE YATILAN AHŞAP ŞEKİLLER VARDIR. BUNLARDAN SADECE KUZEY ODADAKİ GÜNÜMÜZE ULAŞMIŞTIR.
PLANDA; BATI KESİMİN DOĞU KESİMİN SİMETRİĞİ OLMASI GEREK. İHTİMALDİRKİ 20. YÜZYILIN BAŞLARINDA BU KISIM YENİLENEREK ARALARINDA BANYO OLAN İKİ ODA BİRLEŞTİRİLMİŞ VE KUZEYE BUGÜNKÜ HAYAT YERLEŞTİRİLMİŞTİR. BU MİSAFİRHANEDE 'GELİP GEÇEN' BÜTÜN MİSAFİR VE YOLCULAR KALIYORDU...

5-) ZAVİYE-MİSFİRHANE

CAMİ'NİN GÜNEY BATI TARAFINDA YER ALIYORDU. BURADA SADECE ZAVİYEYE DERGAHA GELEN KONUKLAR KALIYORDU. SON YILLARDA HARAP OLUNCA YERİNE EBE EVİ YAPTIRILMIŞTIR.


6-) DEĞİRMEN

TEKKE KÖYÜ İLE TUĞLACIK KÖYÜ ARASINDA ŞİMŞİRLİK MEVKİİNDE KURULMUŞTUR. TEŞ TAŞLI OLAN DEĞİRMENİN SU ÇARKI OLDUĞU BÜYÜK BLOK TAŞLARDAN YAPILMIŞTIR. ESAS DUVARLARI İSE GAYRİ MÜNTESAMDIR. HALEN ÇALIŞMAKTA VE FAALİYET GÖSTERMEKTEDİR.

7-) TÜRBE

TEKKE KÖYÜNDEKİ ZAVİYENİN KURUCUSU HACI ABDULLAH HALİFE'NİN TÜRBESİ BUGÜN YAĞLIDERENİN EN ŞİRİN KÖYLERİNDEN BİRİ OLAN TUĞLACIK (HARAVA) KÖYÜNDE KALMIŞ OLUP BÜYÜK BİR MEZARLIĞIN ORTASINDADIR. TÜRBE KARE PLANLIDIR. BOYUTLARI YAKLAŞIK 3.00X3.00 M. DİR. DUVARLARI MÜNTAZAM YANI TAŞTAN YAPILMIŞTIR. ORJİNAL ÖRTÜ KUBBELİDİR. FAKAT BUGÜN DIŞTAN DÖRT OMUZ TARZINDA BETONLA KAPLANMIŞTIR. TÜRBEYE KUZEYDEN KEMERLİ BİR KAPIDAN GİRİLMEKTEDİR. İÇ MEKANDA KİREÇ HARÇLI BİR ALT YAPI ÜZERİNE AHŞAP SANDUKA BULUNMAKTADIR. IŞIKLANDIRMA GÜNEYDEKİ MAZGAL PENCERESİ İLE SAĞLANMIŞTIR. İÇTEN KUBBEYE BASİT TROMPLARLA GEÇİLMEKTEDİR. ÖRTÜDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE BERABER TÜRBENİN KAPISI ÖNÜNE BETON BİR SUNDURMA YAPILMIŞTIR.
KAPI KEMERİNİN ÜZERİNDEKİ KİTABE YERİ BOŞ BIRAKILMIŞTIR. Prof. Dr. NACİ YÜNGÜL'ÜN YAZISINDAN ANLAŞILACAĞI GİBİ; TEKKE'NİN TESİSİNDE YARDIMLARI OLAN GÜLBAHAR HATUN H.911 (1505/6) YILLARINDA ÖLMÜŞTÜR. TEKKE'NİN YENİDEN TAPU KAYDI YAPILDIĞI H. 929 (1522/3) YILINDA HACI ABDULLAH HALİFE HAYATTADIR. ARAPÇA VAKFİYENİN DÜZENLENDİĞİ H. 950/1544 YILINDA İSE ŞEYH ÖLMÜŞTÜR. DEMEK OLUYORKİ HACI ABDULLAH HALİFE TÜRBESİ (1535-1540) YILLARINDA İNŞAA EDİLMİŞTİR. TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASINDAN SONRA YAPILAR HACI ABDULLAH HALİFE'NİN KENDİ SOYUNDAN GELEN VE HALEN BU KÖYDE YAŞAYAN ZAVİYEDARLARI TARAFINDAN ELDEN GELDİĞİNCE ONARILIP KORUNMUŞTUR. VAKFİYE VE BERATLARDA ADLARI GEÇEN YAPILARDAN SADECE FIRIN VE ZAVİYE-MİSAFİRHANESİ GÜNÜMÜZE GELMEMİŞTİR. ÖYLE ANLAŞILIYORKİ (1490-1500) YILLARINDA KURULAN ZAVİYE ŞAYH'İNİN ÖLÜMÜYLE GERİLEMEMİŞ VAKFİYESİNDE BELİRTİLDİĞİ ÜZERE'AYENDE VE REVENDEYE' GELİP VE GENÇLERE 20. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNE KADAR HİZMET ETMİŞTİR. ANADOLUNUN DİĞER YÖRELERİNDEKİ TARİKAT ZAVİYELERİ GİBİ İSLAMİ İNANÇLARIN YAYILMASINDA, TOPRAĞA YERLEŞMESİNDE, ZİYARETÇİ VE KONUKLARIN AĞIRLANMASINDA, YOKSULLARA YARDIM EDİLMESİNDE ÖNEMLİ SOSYAL VE KÜLTÜREL GÖREVLER YAPMIŞTIR. HACI ABDULLAH HALİFE NAKŞİBENDİ TARİKATINA MENSUPTUR.

<>

SON YAZILARIM

  • RESİMLERİMİZ
  • ÖNEMLİ ESERLER..
  • ANA SAYFA
  • Dr.Hüseyin EminSert
  • Yzr.MEHMET FATSA
  • BASINDA TEKKE
  • RESİMLERİMİZ
  •      ZİYARETÇİ DEFTERİ

    DUYURU KÖŞESİ

    TEKKE KÖYÜMÜZÜN

    VE YAYLALARIN

    YENİ RESİMLERİ

    SİTEMİZE EKLENMİŞTİR

    GÖRMEK İÇİN

    YUKARIDA RESİMLERİMİZ

    YAZISINI TIKLAYIN

     

    Esma-ul Husna

    KIRK HADİS

    1.Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İlim istemek, her müslümanın üzerine farzdır." İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.


    2. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Tek bir, dini anlayıcı fakih, şeytana bin tane ibadet edici abidden daha çetindir." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.


    3. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim birine bir ilim öğretirse, onunla amel edenin sevabını, yapanın sevabından hiçbir şey eksilmeksizin alır." Muaz radıyallahu anh. İbn Mâce.


    4. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, kimin hayrını dilerse, onu dini anlayıcı bir fakîh yapar." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.


    5. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hikmetli söz, müminin yitiğidir, bulduğu yerde onu almaya, o daha ziyade hak sahibidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


    6. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim bildiği bir ilmi, kendisine sorulunca gizlerse, Allah da onu ateşten bir gem ile gemler." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


    7. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Medineli hanımlar ne iyi hanımlardır, dini öğrenme konusunda, utanma onlara engel olmuyor. Aişe radıyallahu anha. Müslim.


    8. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluma akıllarının almadığı bir şeyi anlatma ki, bazıları için bulantı sebebi olmasın." İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.


    9. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanlara iyiliği öğretip de kendini unutan kişi, insanları aydınlatıp da kendini yakan mum gibidir." Cendel radıyallahu anh. Taberânî.


    10. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir, ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere benzetenlerdir." Enes radıyallahu anh. Taberânî.


    11. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!" İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.


    12. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yahudiler ve Hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


    13. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka." İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


    14. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması gerekiyorsa, şöyle dua etsin: "Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!" Enes radıyallahu anh. Buhârî.


    15. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ölülerinize, "Lâ ilâhe illallah"ı telkin edin!" Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.


    16. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi." Enes radıyallahu anh. Bezzâr.


    17. Bir kadına denildi ki: "Kardeşin öldürüldü." "Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn," diyerek cevapladı. "Kocan da öldürüldü," dediler. "Eyvah!" dedi. Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadının kalbinde, kocasının, hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır." Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce.


    18. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın, vasiyeti yanında olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.


    19. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!" Enes radıyallahu anh. Taberânî.


    20. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul." "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." "Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!" "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.


    21. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


    22. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!" Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


    23. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine de defler çalın! Çünkü , helâl ile haramı ayıran şey, onu duyurmaktır." Aişe radıyallahu anha. Rezîn.


    24. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer." Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî.


    25. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, "Cennetin kapılarından hangisini istersen oradan gir," denilir." Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.


    26. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım." Usame radıyallahu anh. Buhârî.


    27. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın baş başa kalmasın." İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.


    28. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.


    696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır." Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî.


    29. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, onu “bozacak şiir” dolmasından daha iyidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    30. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurayza günü Hassana şöyle dedi: "Müşrikleri sözle taşla, şüphesiz Cebrail seninledir!" Berâ radıyallahu anh. Buhârî.


    31. Aişeye, "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şiir okur muydu?" diye sordular. "İbn Revaha’nın şiirini okuyup, şöyle derdi: Azığını vermediğin kimseler sana haber getirir." Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.


    32. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


    33. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. En nefret ettiklerim ve